ARAKUS MACERALARI – 6 / Mehmet Fırat Pürselim

GİT ARTIK LAVİNYA

Arakus’da tüm kızlar ve erkekler birbiriyle çıkıp ardından tur bile dönüldüğünden kız ve erkek sayısındaki dengeye çok önem verilirdi. Boşta kalan her erkek ya da dişi potansiyel tehlike ya da av demekti. TRT’nin aslanlı belgesellerinde olduğu gibi boştaki bireylerin sayısındaki artış; huzursuzlukları, meydan okumaları, gövde gösterilerini, kavgaları, gruptan ayrı solo takılmaları, potansiyel yeni avlaklar keşfetmek için uzun mesafeler kat etmeleri, sonrasında yeni bir gruba sızmaları ve kopmaları ya da diğer gruptan kopartılan ganimetin gruba dâhil edilmesini beraberinde getirirdi. Bu denge kurulmadığı takdirde Türkiyeli bilim insanları, karşında koklaşıp duranları gören genç erkek ya da dişi aslanların davranışlarında travmaya bağlı farklılaşmalar gözlemlemiştir: Erkekler arasında kol kola girmelerin, ‘pandik’ olarak tabir edilen popoya elle vurup akabinde avuçlamak ve eli geri çekmek şeklinde gerçekleşen şakalaşmaların, ‘Kız olsam, kesin sana verirdim!’ sözüne cevaben ‘Ben de sana verirdim!’ şeklinde fiiliyat bulan konuşmaların sayısında artış gözlemlenmiştir. Benzer şekilde kızlar arasında da düğünlerde eğlencelerde birbirleriyle dans etmelerin, ‘Akdeniz Akşamları ve şürekâsı’ olarak
tanımlanan şarkıları -hangi coğrafi bölgede olursa olsun- sarılarak dinlemelerin, yerli yersiz mucuk mucuk öpüşmelerin sayısında artış gözlemlenmiştir. Dengenin sağlanmış olduğu, huzurlu zamanlar maalesef pek uzun sürmezdi. Mutlaka gruba katılmaya çalışan solo takılan birileri çıkardı. Sürünün yakınlarına sokulmaya çalışan genç erkek aslanlar savuşturulmaya çalışılırken içine giren her dişi aslan sevinçle karşılanırdı. (Tabii kızlar için de tersi geçerliydi.) Tüm tedbirlerimize rağmen Leçkov ve Kolpa’nın aynı anda sürüye dâhil olması dengenin şaftını kaydırmıştı.

(Devamı)

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.


*