POSTMODERNİZM VE PULP FICTION / Şahin Aybay

Foucault, bilginin imkânsızlığından ve bilimin, insanı hegemonyası altına alan bir iktidar olduğundan bahsetmektedir. Modern kapitalist toplumun dağınıklığına ve kaotikliğine atıfta bulunan Foucault, modern toplumda bilinç sahibi öznelerden bağımsız hareket eden iktidarın artık özneyi yan ürün hâline dönüştürdüğünü aktarmıştır. Özne merkezli aklın nihilistik tahakkümü, iktidar organının bir ayartımının
neticesi olarak kavranmalıdır. Postmodernizm, sadece modern sonrası döneme atıf değildir. Modernizmden kopup uzaklaşmaktır. Bir baş kaldırı, bir reddediş niteliği taşır. Bu kopuş, modernist dönemin yıkılmaya yüz tuttuğu döneme rastlar. 1980lerin sonuna doğru kendine has bir kimlik, bir mana
kazanmaya başlamıştır. 1984 yılında yayınlanan Andreas Huyssen’in “Postmodernin Haritasını Yapmak” başlıklı makalesi bazı kavramsal ipuçları sunmuştur. Postmodernizm, sınırlı düalitelerle tam bir anlama kavuşamaz; “her şey gider” sisteminde çatı tanım zorlaşır, karmaşa kaosu tetikler. İroni ve dobra nihilizm; Las Vegas mimarisi, Warhol pop-art’ı, buyurun, temas edin. Anlamdan yoksun bir postmodern dünya ve yıkıntılardan artakalanlarla oynanan oyunlarla baş başayız. Postmodernizm her metnin, her sanat eserinin farklı yorumlanabilmesidir. Ancak nihaî söz sahibi tabii ki sanatçıdır. Barthes’in dediği gibi “bir metin ne kadar çoğulsa onun için yazarın söylediklerinin temsili içerik ya da felsefi hakikat biçiminde köken bulması o kadar imkânsız olacaktır.”

(Devamı)

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.


*